Hüseyin Cahit Yalçın

Hüseyin Cahit Yalçın
Doğum 7 Aralık 1875[1]
İstanbul, Osmanlı Devleti
Ölüm 18 Ekim 1957 (81 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Meslek Yazar
Edebî akım Servet-i Fünun

Hüseyin Cahit Yalçın, “Hüseyin Cahit” (7 Aralık 1875, Balıkesir (İstanbul nüfusuna kayıtlı)- 18 Ekim 1957, İstanbul), Türk gazeteci, yazar, çevirmen, siyaset adamı.

Yazı hayatına Servet-i Fünun döneminde edebiyatçı olarak başlamış, II. Meşrutiyet, Atatürk, İsmet İnönü dönemlerinde her daim sert kalemiyle yazdığı polemik ve eleştirilerle ve aynı zamanda da kültürün yaygınlaşmasına destekleriyle akıllarda kalmış, gazeteci, yazar, siyaset adamıdır.

Yaşamı

7 Aralık 1875’te babasının görevi nedeniyle bulundukları Balıkesir’de dünyaya geldi.[1] İstanbul' lu bir ailenin oğlu olan Hüseyin Cahit’in babası, orta halli bir maliye memuru (Aşar Müdürü) olan Ali Rıza Efendi, annesi Fatma Neyyire Hanım’dır. Hüseyin Suat adında ağabeyi vardır. İlköğrenimini İstanbul’da, ortaöğrenimini Serez’de Askeri Rüştiye’de tamamladı. 1889’da İstanbul’daki Dersaadet İdadi Mülkisi’ne kaydoldu. Edebiyata ilgisi öğrencilik yıllarında başladı İlk romanı "Hayal içinde" 1891’de yayımlandı.

Lise öğrenimini tamamladıktan sonra 1893-1896 yılları arasında İstanbul’da, Mekteb-i Mülkiye’de yüksek öğrenim gördü. Okulun son sınıfında birkaç arkadaşıyla “Mektep” adlı dergiyi çıkararak gazeteciliğe başladı. Daha sonra Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katılan Hüseyin Cahit, gazetecilik yaşamını Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan öyküleri, sanata ilişkin makalelerinin yanı sıra, Mütalaa, Tarik, Sabah ve Saadet gibi gazetelerdeki yazıları ile de sürdürdü.

1896’da yüksek öğrenimini ikincilikle tamamlayan Hüseyin Cahit, bir süre Maarif Nezareti Mektub-i Kalemi’nde çalıştıktan sonra 1897 yılından itibaren Vefa ve Mercan İdadilerinde Türkçe, Fransızca öğretmenliği ve idarecilik yaptı[2]. 1899’da ilk öykü kitabı Hayat-ı Muhayyel yayımlandı.

Servet-i Fünûn dergisi

1900 yılında Tevfik Fikret’in dergiden ayrılmasından sonra Servet-i Fünun Dergisi’nin yönetimini üstlendi. 1901’de ikinci romanı "Hayal İçinde" Servet-i Fünun’da tefrika edildi. Dergi, 16 Ekim 1901’de yayımlanan, Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı bir yazıda Fransız Devrimi’nden söz edildiği gerekçesiyle II.Abdülhamid yönetimince kapatılınca bir süre yazı yaşamından çekildi. 1901-1908’de dilbilgisi ve sözlük çalışması yaptı, "Türkçe Sarf ve Nahiv" adında bir dilbilgisi kitabı hazırladı.

Tanin Gazetesi ve Milletvekilliği

1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra memuriyetten ayrılan ve edebiyatı bırakan Hüseyin Cahit; gazeteciliğe ve siyasete başladı. İttihat ve Terakki yöneticilerinin isteği doğrultusunda Ağustos 1908'de Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazım Kadri ile birlikte Tanin gazetesini kurdu. İlk sayısı 1 Ağustos 1908’de yayımlanan gazetenin başyazarlığını üstlendi. İttihat ve Terakki'nin siyasi alanda bir nevi kalemşoru oldu. Tanin, zamanla kamuoyunun gözünde İttihat ve Terakki ile özdeşleşti ve onun yayın organı olarak görüldü.

Hüseyin Cahit, aynı yıl İttihat ve Terakki'den milletvekili seçildi. 1908-1912 Osmanlı Meclisi Mebusanı ile 1912 Nisan-Ağustos Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda İstanbul milletvekili olarak yer aldı. Meclisin ikinci dönem çalışmalarında meclis başkanlığını yürüttü.

31 Mart Ayaklanması

31 Mart Ayaklanması sırasında ayaklanmayı çıkaran gerici güçler tarafından matbaası basılan ve öldürülmeye çalışılan Hüseyin Cahit, saklanıp kurtulurken Lazkiye milletvekili Mehmet Aslan Bey, ayaklanmacılar tarafından Hüseyin Cahit sanılarak öldürüldü. Hüseyin Cahit ise Rus elçiliğinin yardımı ile Romanya’ya kaçtı ve Mehmet Reşat’ın tahta çıkarıldığı 27 Nisan 1909’da ülkeye dönerek gazetesinin yayınını sürdürdü.

Düyun-u Umumiye Vekilliği

1911'de Maliye Bakanı Mehmet Cavit Bey’in teklifi ile Düyunu Umumiye Dayinler vekili olarak görev verildi. 1922 Mayısında adaylığı Ankara hükümeti tarafından reddedilinceye kadar bu görev nedeniyle yüksek bir aylık almayı sürdürdü[1].

Tanin’in Satılması

Hükümete yönelik eleştirileri yüzünden 1912’de gazetesinin kapatılması üzerine Viyana’ya kaçan Hüseyin Cahit, Bâb-ı Âli Baskını’ndan sonra İstanbul’a dönebildi. 31 Ocak 1913’te yeniden çıkartmaya başladığı Tanin’de eleştirilerini artık İttihat ve Terakki’ye yöneltti. Partiden gelen uyarıların sıklaşması üzerine Tanin’i 30 Ocak 1914’te partiye sattı.

Malta Sürgünü

Hüseyin Cahit, I. Dünya Savaşı sonrası İstanbul’un işgal edilip meclisi dağıtan İngilizler tarafından Şubat 1919’da tutuklanıp “Bekirağa Bölüğü’ne” konulan 78 kişi arasındaydı. Diğer tutuklularla birlikte Malta'ya sürüldü (Haziran 1919). Malta’da ayrıcalıklı bir konumda oldu; bir otelde veya pansiyonda oturmasına, ailesini getirmesine izin verildi. Sürgünlüğü sırasında İngilizce ve İtalyanca öğrendi. “Oğlumun Kütüphanesi” adlı çeviri dizisini hazırlamaya başladı. 16 Mart 1921 günü Türk ve İngiliz hükümetleri arasında imzalanan anlaşma ile serbest bırakıldı. Diğer sürgünlerden ayrı olarak varlıklı diğer üç kişi ile birlikte 29 Nisan 1921 günü adadan ayrıldı[1] Ailesi ile birlikte diğer Avrupa şehirlerini gezdikten sonra 15 Temmuz 1922’de işgal altındaki İstanbul’a döndü.

Renin ve Tanin

Hüseyin Cahit, 1922'de Malta’dan İstanbul’a döndükten sonra Tanin adıyla gazete çıkarmasına izin verilmeyince gazeteyi "Renin" adıyla çıkarmaya başladı. Bir yandan da çeşitli çeviri eserler yayınladı. Hüseyin Cahit, gazetesinde Anadolu’da devam eden milli mücadeleyi destekleyici yazılar kaleme aldı ve bir süre sonra gazetesinin adını Tanin’e dönüştürdü. Her ne kadar yazılarıyla İstiklal Savaşı’na destek verse de Saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı, halifeliğin kaldırılması konularındaki tutumu nedeniyle gazete Ankara hükümeti tarafından muhalif bir yayın organı haline gelmekle suçlandı ve Hüseyin Cahit muhalif gazeteci ilan edildi.

İstiklal Mahkemesi'nde İlk Yargılanma

Lozan Anlaşması’ndan sonra Hint asıllı iki İngiliz’in İngiltere İslam Cemiyeti adına başbakanlığa gönderdikleri mektubu, henüz başbakanlığa ulaşmadan, 5 Aralık 1923 günü gazetesinde yayımlanması nedeniyle İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı. Başka iki gazetenin daha (İkdam ve Tevhid-i Efkar) başyazar ve müdürlerinin yargılandığı duruşmalar Ocak 1924’e kadar sürdü ve mahkeme tüm gazetecilerin beraatine karar verdi.

Tanin'in Kapatılması ve İstiklal Mahkemesi’nde İkinci Yargılanma

13 Şubat 1925'te çıkan Şeyh Said İsyanı sonrasında İsmet Paşa (İnönü) önderliğinde kurulan yeni hükümet, Takrir-i Sükun yasasını çıkarmıştı. İsyanın sorumlusu olarak İstanbul basını gösterilince Takrir-i Sükun yasası ile kurulan iki İstiklal Mahkemesi’nden birisi İstanbul’a gönderildi ve çoğunluğu muhalif olarak tanınan birçok basın organı 6 Mart 1925 günü kapatıldı. Aynı gün Hüseyin Cahit, bundan böyle siyasal yazılar yerine hatıra, ilmi makale ve hikayeler yazacağını duyurdu. Ne var ki Terakkiperver Parti’nin İstanbul Merkez Şubesinin 12 Nisan’da aranmasını gazetede “Dün Gece Terakkiperver Fırka basıldı” biçiminde duyurunca, Tanin de 16 Nisan’da süresiz kapatıldı. Gazetenin sahibi ve başyazarı olan Hüseyin Cahit, 20 Nisan’da Cebeci Hapishanesi’ne konuldu. 7 Mayıs 1925’te sonuçlanan dava sonucu Çorum'da ömür boyu sürgün cezasına çarptırıldı.

İzmir Suikast Girişimi ve İstiklal Mahkemesi’nde Üçüncü Yargılanma

Hüseyin Cahit, Çorum'da sürgün cezasını çekmekte iken İzmir’de cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'ya yönelik bir suikast girişimi ortaya çıkarıldı. Kurulan İstiklal Mahkemesi, suikastın arkasında eski İttihatçıların olabileceğini değerlendirerek 1923 yılında İstanbul’da Mehmet Cavit Bey'in evinde İttihatçıların yaptığı toplantıya katılanları Ankara ‘da yargılamaya karar verdi. Görülen dava sonucu 26 Aralık 1926’da Cavid Bey, Dr. Nazım, Hilmi ve Nail Bey’lerin idamına karar verildi ve cezaları o gece infaz edildi. Davada yargılananlardan birisi olan Hüseyin Cahit, beraat etti. İdam edilen arkadaşı Mehmet Cavit Bey'in eşine ve oğlu Şiar'a sahip çıktı[3].

Çorum Sürgünü Dönüşü

1926’da sürgün cezası kaldırılınca İstanbul’a döndü. Ne yeniden gazetecilik yapma olanağı ne de başka bir iş bulabildi; Malta sürgünü sırasında çevirdiği kitapları yayımlayarak geçim sıkıntısını hafifletmeye çalıştı. 26.6.1929 Tarihinde verilen pasaportla yurt dışına çıktı.(pasaport no : 2992) 1930 yılında Sanayi ve Maadin Bankası İdare Meclisi Başkanlığına atandı[2]. 1933’te gerçeklelen I. Türk Dili Kurultayı’nda devlet müdahalesi ile dil değişikliği yapılamayacağını savundu. Dil konusundaki resmi görüşe karşı çıkması, bankadaki görevine son verilmesine neden oldu.

Fikir Hareketleri Dergisi

1933'te Akşam gazetesinde yazılar yazmaya ve cumhuriyetin 10. Kuruluş yıldönümünden itibaren Türk kültür hayatının önemli yayın organlarından biri olan Fikir Hareketleri dergisini yayımlamaya başladı. Fikir Hareketleri Dergisi, 1940 yılına kadar yayın hayatıını sürdürdü, 364 sayı yayımlandı. Derginin tüm yazılarını Hüseyin Cahit yazdı, liberal demokrasiyi savundu. Siyasete atıldığı 1939 yılına kadar dergide iç politika ile ilgili güncel yazılar yazmaktan uzak durdu. 1935-1946 arasında Yedigün Dergisi’nde sohbet, deneme, gezi yazıları yayımladı.

TBMM Milletvekilliği

Atatürk'ün ölümünden sonra, İsmet İnönü'nün teklifiyle tekrar politikaya dönmüştür. V. Dönem (Ara Seçim),VI. Dönem Çankırı, VII., VIII. Dönem İstanbul ve IX. Dönem Kars Milletvekilliği yapmıştır. Milletvekilliği sırasında Birleşmiş Milletler Filistin Uzlaştırma Komisyonu üyeliği yaptı, partisinde Grup Başkan Vekilliğine seçildi, Türk Basın Birliği Başkanı oldu. CHP’nin siyasi görüşlerini savundu.

Yeniden Tanin Gazetesi ve Tan Baskını

1943-47 yılları arasında Tanin Gazetesi'ni tekrar yayınladı. Gazetede 3 Aralık 1945 günü yayımlanan makalesinde komünizm propagandası yapmakla suçladığı Tan Gazetesi’ni açıkça hedef olarak göstermiş, ertesi gün Sabiha Sertel’i Moskova’nın emrinde biri olarak tanıtmıştı. O gün, Türk basın tarihinde Tan Gazetesi Baskını diye anılan olay gerçekleşti. Tan Matbaası’nın basılmasıyla başlayan olaylar dizisinde Yalçın’ın makalesinin büyük rolü olduğu kabul edilir. Yalçın, bu olay sonrasında, olay hakkında hiçbir yorum yapmamıştır[1]. Tanin, 14 Kasım 1947 günü 1542. sayısı ile yayınına son verdi.

Ulus Gazetesi Başyazarlığı

Tanin Gazetesini kapadıktan sonra 11 Eylül 1948’den itibaren CHP’nin resmi yayın organ olma özelliği taşıyan Ulus Gazetesi'nde başyazarlık yaptı. En önemli polemiklerini Cumhuriyet’teki Nadir Nadi ile yaptı. Ulus, Yeni Ulus adı ile 8 Aralık 1953’de yeniden yayınına başladığında, Yalçın bu gazetenin de başyazarlığını yaptı. Ulus'ta yayınlanan bir yazısı nedeniyle dokunulmazlığı kaldırıldı.

Demokrat Parti yönetimine karşı bir yazısından dolayı 1954'de 79 yaşında tutuklanarak hapse girdi ve kısa süre sonra Cumhurbaşkanı tarafından bağışlanarak çıktı. Cezaevinden çıktıktan sonra da yazı yazmayı ve iktidarı eleştirmeyi sürdürdü. 1957 seçimlerinde tekrar milletvekili adayı oldu ancak seçimlerin sonucunu öğrenemeden 18 Ekim 1957 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.

Eserleri

Bazı çevirileri

Dış bağlantılar

Kaynakça

This article is issued from Vikipedi - version of the 1/3/2017. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.