Mehmed Celâleddin Dede

Mehmed Celâleddin Dede (1 Şubat 1849, İstanbul - 18 Mayıs 1908, İstanbul), Mevlevî şeyhi, mutasavvıf.

Hayatı

1 Şubat 1849'da Yenikapı Mevlevîhânesi'nde doğdu. Attar Hacı Tahir Efendi'nin kızı Hacı Münîre Hanım ve Osman Selahaddin Dede'nin oğludur. İlk tahsilini Davudpaşa Rüşdiyesi'nde bitirdikten sonra, Fatih Camii'ne devam ederek Şeyh Hâfız Gâlib ve Mustafa Efendilerden daha sonra da Filibeli Muhâcir Mahmud Efendi'den Tasavvurât, Tasdîkât, Şerh-i Akâid, Ma'ânî gibi medrese derslerini almıştır. Bundan sonra babası Osman Salahaddin Dede'den Mesnevî, Fusûsu'l-Hikem, ve Celaleddin-i Devvânî'nin Zevrâ'sını, Tunuslu Mustafa Efendi'den Fütûhât-ı Mekkiyye ve Buhârî-i Şerîf'i okumuştur. Bu suretle dînî ve tasavvufî konulardaki bilgisini arttıran, Arapça ve Farsça'sını geliştiren Mehmed Celâleddin Efendi, diğer taraftan da çevresinin yardımları ve şahsî gayretleriyle edebiyat ve musiki sahalarında kendini yetiştirmiştir.

Genç yaşında, Meclis-i Zabtiye üyesi ve Mevlevîlik tarîkatına bağlı olan Mustafa Nâilî Efendi'nin kızı Nazîfe Hanım'la evlenmiş olan Mehmed Celaleddin Dede'nin Burhâneddin ve Abdülbâkî adlarında iki oğlu olmuştur.

Babasının son zamanlarında yalnızlığı tercih etmesi üzerine, Konya'dan gelen izinle 1869'dan itibaren babasına vekâlet etmeye ve dergâhtaki âyînleri yönetmeye başlayan Mehmed Celâleddin Dede, 1886'da babası Osman Salahaddin Dede'nin vefatı üzerine Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhliğine tayin edilmiştir. Celâleddin Dede ayrıca, 1887'de Eskişehir Mevlevîhânesi postnişîni Hasan Hüsnî Dede Efendi'den Mesnevî icâzeti, Trablusî Arab Mustafa bin Osman Şibnî'den de Şâzeliyye tarîkati hilâfeti almıştır. Celâleddin Dede'ye daha sonraları Kâdiriyye ve Çeşdiyye tarîkatlarından da hilâfet verilmiştir.

Son yıllarında iyice rahatsızlanan, hattâ tebdîl-i hava ve tedâvî için Kâhire'ye giden Celâleddin Dede'nin yerine, oğlu Abdülbâkî Efendi vekâlet etmeye başlamıştı. Bundan başka, vefatından iki sene önce Mevlevîhâne'nin içindeki çok kıymetli kitaplarla beraber bir yangın felâketine maruz kalması da şeyhi çok üzmüştü. 22 sene Yenikapı Mevlevîhânesi'nde asâleten şeyhlik yapan Celâleddin Dede, 18 Mayıs 1908'de vefat etmiş ve aynı dergâhta babası Osman Selahaddin Dede'nin yanına defnedilmiştir[1].

Şahsi, edebi ve musiki hayatı

Mehmed Celâleddin Dede, ahlakı ve etvarıyla, ilmi, edebi ve ciddiyetiyle son devrin örnek mutasavvıflarından biridir. 1884-1886 yılları arasında Meclis-i Meşâyıh nâzırlığı yapmış ayrıca, Medresetü'l-Meşâyıh'ın kurulmasını harâretle tavsiye etmiştir. Tâhirü'l-Mevlevî'nin naklettiği bir sohbetinden Celâleddin Efendi'nin tekkelerin çöküşünü yaklaşık 20 yıl kadar önce hissettiği ve tekkeleri yeniden ıslah ve ihyâ etmenin çarelerini aradığı anlaşılmaktadır[2]. Kaynaklarda bilhassa sohbetlerinin tesiri üzerinde durulmakta; dînî konularda, edebiyatta, özellikle de tasavvuf ile musikide ihtisas sahibi biri olarak gösterilmektedir. Musikiyi ve tanburu İsmet Ağa'dan, Büyük ve Küçük Osman Beylerle Nikoğos'tan öğrenen, musikinin amelî ve nazarî kısımlarıyla meşgul olan Celâleddin Dede'nin tambur çalmada asrının ferîdi olduğu söylenmektedir. Rauf Yektâ'nın musikide ikinci hocasıdır. Ancak Celâleddin Dede'nin musiki açısından en önemli yönü, aynı zamanda dolaylı yoldan amcasının oğlu olan Galata Mevlevîhânesi şeyhi Kudretullah Dede ve eniştesi olan Bahariye Mevlevîhânesi şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede'yle birlikte Türk musikisini ilmî bir disiplin halinde ele almaları ve yetiştirdikleri Rauf Yekta, Suphi Ezgi, A. Avni Konuk ve Hüseyin Sadeddin Arel gibi talebelerin ilgisini bu konuya çekmeleridir[3].

Kaynakça

  1. Mehmed Ziya, s. 201-258; Hüseyin Vassaf, C. 5, s. 210-213; Sadettin Nüzhet [Ergun], Türk Şâirleri, C. 2, s. 939-940; Ergun, Türk Musikisi Antolojisi, C. II, s. 464-465; Öztuna, Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi, C. I, s. 173; Mehmed Tâhir, Yenikapı Mevlevîhânesi Post-nişîni Şeyh Celâleddîn Efendi Merhûm, Matbaa-i Mekteb-i Sanâyi", [İst.] 1326; İnal, Hoş Sadâ Son Asır Türk Musikişinasları, s. 109-112
  2. Kara, M. Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zâviyeler, s. 112-115, 306
  3. Mehmed Ziya, s. 235-241(Rauf Yekta"nın mektubu da bulunuyor); Ergun, Türk Musikisi Antolojisi, C. II, s. 464-465; Sadettin Nüzhet [Ergun], Türk Şâirleri, C. 2, s. 940-941; Öztuna, Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi, C. I, s. 173. Âyinin notası için bkz. Heper, 355-366.
This article is issued from Vikipedi - version of the 9/13/2016. The text is available under the Creative Commons Attribution/Share Alike but additional terms may apply for the media files.